ANA SAYFA
Acil YardımAğız ve Diş SağlığıAkupunkturAlkol ve Madde BağımlılığıAllerjik HastalıklarAlternatif TıpAlzheimerAnne ve Bebek SağlığıAyak SağlığıBel AğrısıBel FıtığıBeslenmeBeyin ve Sinir Sistemi SağlığıCinsel Sağlık ve MutlulukÇocuk SağlığıDermatoloji (Cilt Hastalıkları)DiyabetDiyalizDoğadan Gelen SağlıkErkek SağlığıEstetik CerrahiGenel SağlıkGenetikGöz Hastalıkları ve Göz SağlığıGrip ve Grip AşısıGüzellik ve BakımHamilelik - Doğum - SezeryanHareket Sistemi SağlığıHasta HaklarıHemoroid - BasurHorlamaHormon Sistemi Sağlığıİdrar Yolları Sağlığıİnfertilite / Kısırlık ve ÇözümleriKadın SağlığıKalıtsal Hastalıklar Özel SendromlarKalp ve Damar SağlığıKanserKulak - Burun - Boğaz SağlığıLazer EpilasyonNörolojiOrtopediOtizmRomatolojik HastalıklarRuh Sağlığı / PsikolojiSaç BakımıSigara ve SağlıkSindirim Sistemi SağlığıSolunum Sistemi SağlığıSpor, Egzersiz ve Kilo KontrolüTansiyonTüp BebekUyku ProblemleriÜroloji (Bevliye)Zayıflama - DiyetZührevi Hastalıklar
 
Hastane Rehberi
Doktor Rehberi
Eczane Rehberi
Hastalık Rehberi
Tıp Sözlüğü
Şifalı Bitkiler
İlaç Rehberi
Saglik Haberleri
[Kategori: Allerjik Hastalıklar]

Alerjik Hastalık Gelişiminde Genetik Nedenler

Tüm hastalıklarda olduğu gibi alerjik hastalıklar da  uygun genetik yapıda yeterli çevresel faktörler oluşmuşsa ortaya çıkmaktadır. Eğer anne babadan alınan kromozomlarla elde edilen genetik yapımızda alerjik bir yatkınlık varsa ve çocuğun yaşadığı çevrede de yatkınlık olan allerjenden yeterli miktarda varsa alerjik hastalık ortaya çıkar. Örneğin doğan çocuğun vücudunda zeytin poleni alerjisi yatkınlık geni vardır. Ama yaşadığı çevrede zeytin ağacı yoksa alerjik hastalık oluşmaz.

Ama bu aileden olan bir başka çocuk zeytin ağacı olan bir yerde doğar da  büyürse o çocukta zeytin alerjisi gelişir. Çocuğun ve erişkinin genetik yatkınlık oluşturan genlerinin ürününü içeren vücudumuzla çevrenin etkileşimi  hastalığın şiddetini ortaya koymaktadır. Buna şöyle bir örnek verilebilir. Bir çocukta ev tozu akarı alerjisine bağlı astım vardır. Çocuk eğer  Orta veya Doğu Anadolu bölgelerinde yaşarsa çevrede akar az olacağı için alerjik astım bulguları y açok az görülür yada görülmez. Ama çocuk Ege yada Marmara bölgesine gelirse astım bulguları çıkabilir. Bir yönüyle alerjik hastalıkta bu şeklide “gen-çevre etkileşimi” olmaktadır. Ki bu yönüyle alerjik hastalıklar çevre ve genetik yapının ortaklaşa oluşturduğu “eko-genetik” bir fenomen olarak tanımlanabilir.

Alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık vardır. Bu genetik yatkınlık öncelikle aile ve ikiz çalışmaları ile ortaya konulmuştur. Daha sonra ileri genetik teknikler bu yatkınlığın nedenini çözmeye çalışmıştır. Bunun en basit örneği toplum taramalarında görülebilir. Genel olarak toplumda alerjik hastalık sıklığı ortalama % 20 kabul edilir. Annenin alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde çocuğun alerjik olma rsiki % 50 ye, babanın alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde % 40 a, ancak her iki ebeveynin alerjik hastalığa sahip olduğu durumda bu % 70 e çıkmaktadır. Genetik yapımızı oluşturan kromozomlarımızda yalnızca bir görev gören maddeyi yapan bölümüne “ gen” denir. Allerjik hastalıklar  çok fazla genin bir arada bulunması nedeniyle oluştuğu için tek veya sadece birkaç gen etken olarak gösterilememiştir.

Alerjik hastalıklardaki aile çalışmaları ve ailesel genetik yatkınlık ilk kez 1916 da Cook ve Vander isinli bilim adamları tarafından yapılmıştır. Bu araştırıcılar 500 ün üstünde ailede, alerjik aile içindeki olguların fazlalığı ve özelliklerini göz önüne alarak, alerjik duyarlılıkta alerjik yatkınlığın Mendelian kurallar dediğimiz klasik genetik geçişe göre geçtiğini savunmuştur. Ancak bu şekilde bir geçişin ancak % 30 allerjik hastada gösterilmesi, aile öyküsü net olmayan hastaların da olması ve belirgin bir genetik özelliğin çözülmemesi çoklu genetik geçiş özellikli (multigenetik) yatkınlığın ortaya atılmasına neden olmuştur. Bu teori alerjik hastalığın ortaya çıkmasındaki temel antikor olan IgE sentezinin alerjik bireylerde yüksek olduğunun gösterilmesinden sonra yeniden yapılandırılmıştır. Ancak IgE seviyesinin hastalığın şiddeti ile paralel olmadığı saptanmıştır. Çünkü alerjik hastalık tam ve tek olarak vücutta IgE yapılmasına bağlı değildir. Bütün bu aile çalışmaları alerjik yatkınlığın ve hastalığın klinik şiddetinin bir çok gen ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

Alerjik hastalıkla ilgili olarak ikizlerin incelenmesi genel alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık olduğu tezini daha da güçlendirmektedir. Bunun en iyi örneği ikizlerden birisinde alerjik hastalık varsa diğerinde de sıklıkla olmasıdır, hatta bu sıklık tek yumurta ikizlerinde allerjik hastalık çift yumurta ikizlerine göre daha yüksek olmaktadır. Ancak yine de genetik yalnız başına alerjik hastalık etkili değildir. Çünkü ikizlerin ikisi de her zaman aynı alerjene allerjik olmamaktadır. Bu da çevresel etkenlerin (beslenme, hava kirliliği, atmosfer özellikleri…..) önemini göstermektedir.

Ancak her halukarda alerjik hastalığın her tipinde aileden gelen genetik yatkınlık en önemli nedendir. Alerjik astım, alerjik saman nezlesi, alerjik egzemada da böyledir. Ancak astım da çevresel faktörler (hava kirliliği, sigara…) öne geçebilir. Ancak hepsinde neden olan ortak bir gen bulunamamıştır. Fakat bağışıklık hücreleri, bronş yapısı, sinir sistemi, hücre zarı vs gibi bir çok vucud yapısına giren bir çok maddeyi üreten bir çok gen suçlanmaktadır. Alerjik hastalıkların genetik temelleri çözüldükçe teşhisi ve tedavisi konusunda çok daha ileri uygulama ve kesin çözümler mümkün olacaktır.

Konuyla ilgili şifalı bitkiler:
 
Bu sayfayı yazdır
Bu yazıyı arkadaşına gönder
 
 Konuyla ilgili haberler
Burun akıntısı tehlikeli olabilir!
Alerjiye yol açan molekül bulundu
Göz allerjisi artık kışın da görülüyor
Alerjik hastalıklar tüm dünyada artıyor
Çağımızın hastalığı: Alerji
TÜM HABERLER
 
Bu kategorideki diğer yazılardan bazılarını görmek için tıklayınız.
 
Sağlık Kütüphanesi © Copyright 2007 Saglikkutuphanesi.com
EMAİL - DOKTOR EKLE - HASTANE EKLE - ECZANE EKLE
Sağlık Kütüphanesi