ANA SAYFA
Acil YardımAğız ve Diş SağlığıAkupunkturAlkol ve Madde BağımlılığıAllerjik HastalıklarAlternatif TıpAlzheimerAnne ve Bebek SağlığıAyak SağlığıBel AğrısıBel FıtığıBeslenmeBeyin ve Sinir Sistemi SağlığıCinsel Sağlık ve MutlulukÇocuk SağlığıDermatoloji (Cilt Hastalıkları)DiyabetDiyalizDoğadan Gelen SağlıkErkek SağlığıEstetik CerrahiGenel SağlıkGenetikGöz Hastalıkları ve Göz SağlığıGrip ve Grip AşısıGüzellik ve BakımHamilelik - Doğum - SezeryanHareket Sistemi SağlığıHasta HaklarıHemoroid - BasurHorlamaHormon Sistemi Sağlığıİdrar Yolları Sağlığıİnfertilite / Kısırlık ve ÇözümleriKadın SağlığıKalıtsal Hastalıklar Özel SendromlarKalp ve Damar SağlığıKanserKulak - Burun - Boğaz SağlığıLazer EpilasyonNörolojiOrtopediOtizmRomatolojik HastalıklarRuh Sağlığı / PsikolojiSaç BakımıSigara ve SağlıkSindirim Sistemi SağlığıSolunum Sistemi SağlığıSpor, Egzersiz ve Kilo KontrolüTansiyonTüp BebekÜroloji (Bevliye)Uyku ProblemleriZayıflama - DiyetZührevi Hastalıklar
 
Hastane Rehberi
Doktor Rehberi
Eczane Rehberi
Hastalık Rehberi
Tıp Sözlüğü
Şifalı Bitkiler
İlaç Rehberi
Saglik Haberleri
[Kategori: Genetik]

Kötü Davranışların Genetikle İlgisi Var

Yapılan bir araştırmaya göre davranışlarımız, bir diğer deyişle  kızgınlıktan patlamanız veya ters bir olayda sakin bir şekilde öbür yanağınızı vurulsun diye çevireceğimiz tümüyle genetik zarın atılmasına ve çıkan sonuçlara bağlı!
Araştırmacıların bulgularına göre bazı kişilerde kendilerini daha çok şiddete, ve hırçınlığa yönlendiren bir genetik özellik var.

Ancak, “kötü huy geni” nin aktif hale gelmesi için kişilerin çocukken ihmal edilmiş veya  kötü muamele görmüş olması gerekli.

Bilim adamlarının belirttiklerine göre davranış biçimi, genler ve çevre arasındaki son derece komplike ilişkilerin sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Dolayısıyla  bebeklerin, yaşları ilerledikçe kavgacılık riskilerini arttırabilecek genetik mutasyonlar  açısından incelenmeleri gereki.
Bilim adamlarının yapabileceği bir diğer şey ise gençlerde ve yetişkinlerde her an kavgaya, hücuma hazır olmak gibi bir riski azaltabilecek ilaçlar geliştirmektir.
Bu konuda maymunlar üzerinde yapılmış bir araştırmadan  alınan sonuçlar insanlar üzerinde daha önce yapılan genler ve kavgacılık ilşkisi ile araştırmalara ayna olmuştur.

Bethesda/ Maryland’de bulunan Ulusal Çocuk Sağlığı ve Insan Gelişmesi Enstitüsünden Dr. Steven Suomi maymunlarda ki kavgacı davranış biçimi ile genler ve yetiştirme şekli arasındaki ilişkiyi inceledi.
Bu incelemede maymunlar iki gruba ayrıldı. Birinci grup doğumdan itibaren annelerinden ayrıldı ve ilk altı ay boyunca kardeşleri ile birlikte bırakıldı. Diğer grup ise anneleri ile kaldı.

Bilim adamları bu maymunlarda içgüdüsel kavgacılık ile ilişkilendirilen 5HTT genini araştırdılar. Bu gen beyinde ‘’iyi hissetmeyi’’ sağlayan serotonin düzeyini etkiler ve ili şekli vardır.  Birincisi ‘’kısa’’ mutasyon şeklindedir ve düşük serotonin düzeyi oluşturur, ikincisi ise ‘’uzun’’ mutasyondur ve yüksek serotonin düzeyi oluşturur.
Sonuçta annelerinden ayrılmış olan maymunlar ve bu genin kısa şekline sahip olan maymunlar  büyüdükleri zaman son derece kavgacı oldular.
Ancak, anneleri tarafından büyütülen maymunlar bu genin kısa şekline sahip olmalarına rağmen kavgacı olmadılar. Dolayısıyla söz konusu gen davranış biçimi üzerinde bir rol oynamadı.
Dr. Suomi’ye göre “İyi anneler bir tampon görevi görüyorlar ve sonuçta herşey  gen-çevre ilişkisine bağlı oluyor.”
Diğer yandan bu genin uzun şekline sahip olan maymunlar ise kolaylıkla kızıp heyecanlanmayan bir davranış biçimine sahiptiler ve annelerinden ayrı olup olmamaları davranışlarını etkilemedi.
Bulgulara göre çocukları iyi  yetiştirmek ve iyi ebeveyn olmak kötü genlerin etkilerini engellemekte. Bu da bazı çocukların yaşadıkları travmalara rağmen neden mutlu ve normal yetişkinler olduğunu izah ediyor.

Maymunlar üzerinde yapılan bu araştırma Londra King’s College’de 2002 yılında yapılan bir araştırmaya ayna olmaktadır.
Bu araştırmada yetiştirilirken ailede kötü davranışlara maruz kalmış erkek çocukların  asosyal olma riskini araştırıldı ve bu durumun monoamine oxidase A veya MAOA isimli genle ilşkili olduğunu tesbit edildi.

New York Rockefeller  Üniversitesinden Prof. Donald Pfaff aynı tip bir çalışmayı hayvanlar üzerinde yaptı. Ancak, kendisi çocuklukta maruz kalınan ihmal ve kötü davranışların serotonin taşıcıyıcısı olan geni nasıl etkiledikleri ve beyindeki düşük serotonin seviyelerinin  hala bir bilmece olduğunu da belirtmiştir.

Konuyla ilgili şifalı bitkiler:
 
Bu sayfayı yazdır
Bu yazıyı arkadaşına gönder
 
 Konuyla ilgili haberler
Sigara bağımlılığı da genlerle ilgili olabilir
Genetik taramayla böbrek nakli şansı
Gece kuşu olup olmamak genlere bağlı
Oğlunun dişi sayesinde yeniden görüyor
Gen tedavisiyle görme yeteneği kazanıldı
TÜM HABERLER
 
Bu kategorideki diğer yazılardan bazılarını görmek için tıklayınız.
 
Sağlık Kütüphanesi © Copyright 2007 Saglikkutuphanesi.com
EMAİL - DOKTOR EKLE - HASTANE EKLE - ECZANE EKLE
Sağlık Kütüphanesi