ANA SAYFA
Acil YardımAğız ve Diş SağlığıAkupunkturAlkol ve Madde BağımlılığıAllerjik HastalıklarAlternatif TıpAlzheimerAnne ve Bebek SağlığıAyak SağlığıBel AğrısıBel FıtığıBeslenmeBeyin ve Sinir Sistemi SağlığıCinsel Sağlık ve MutlulukÇocuk SağlığıDermatoloji (Cilt Hastalıkları)DiyabetDiyalizDoğadan Gelen SağlıkErkek SağlığıEstetik CerrahiGenel SağlıkGenetikGöz Hastalıkları ve Göz SağlığıGrip ve Grip AşısıGüzellik ve BakımHamilelik - Doğum - SezeryanHareket Sistemi SağlığıHasta HaklarıHemoroid - BasurHorlamaHormon Sistemi Sağlığıİdrar Yolları Sağlığıİnfertilite / Kısırlık ve ÇözümleriKadın SağlığıKalıtsal Hastalıklar Özel SendromlarKalp ve Damar SağlığıKanserKulak - Burun - Boğaz SağlığıLazer EpilasyonNörolojiOrtopediOtizmRomatolojik HastalıklarRuh Sağlığı / PsikolojiSaç BakımıSigara ve SağlıkSindirim Sistemi SağlığıSolunum Sistemi SağlığıSpor, Egzersiz ve Kilo KontrolüTansiyonTüp BebekUyku ProblemleriÜroloji (Bevliye)Zayıflama - DiyetZührevi Hastalıklar
 
Hastane Rehberi
Doktor Rehberi
Eczane Rehberi
Hastalık Rehberi
Tıp Sözlüğü
Şifalı Bitkiler
İlaç Rehberi
Saglik Haberleri
[Kategori: Spor, Egzersiz ve Kilo Kontrolü]

Ramazanda Beslenme

Ramazan ayında oruç tutan bireyler, diğer zamanlarda olduğu gibi sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelidirler. Genelde 3 - 4 öğünde tüketilen besinler, beslenme düzeninin tamamen değiştiği bu dönemde 2 öğüne sıkıştırılmaktadır. Özellikle tatlı, hamur işleri, şarküteri ürünleri gibi karbonhidrat ve yağ içeriği yüksek besinlerin tüketiminde artış olmakta, buna karşılık su, kurubaklagil, sebze ve meyve tüketimi azalmaktadır. Halbuki bu dönemde günlük almamız gereken protein, vitamin ve mineral oranları değişmemektedir.

    Kilo problemi olan bazı bireyler Ramazan ayını zayıflamak için fırsat olarak görmekte ve yalnızca iftarda bir şeyler tüketmektedir. Böyle bir beslenme şekli sonrası birey kilo vermek yerine kilo bile alabilir. Bu durum hem fazla hem de hızlı yemek yenilmesine yol açmaktadır. Ayrıca bazal metabolizma hızının yavaşlaması, iftar ve sahur vakitlerinin günün daha az hareket edilen zamanlarına denk gelmesi ve kan şekeri düşüşüne bağlı olarak tatlılara karşı isteğin artması genellikle kişilerin bu dönemde ağırlıklarının artışına neden olmaktadır.

    Üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus ise; fiziksel aktivitenin bu süreç içerisinde azalmasıdır. Özellikle çalışmayan bireyler günlük enerji harcamalarını azaltmak adına geç saatlere kadar uyumaktadır. Her türlü aktiviteden kaçınmak, oruç tutarken fazla acıkmadan rahat bir gün geçirmeyi sağlar. Buna karşılık metabolizma daha da yavaşlar. Eğer ki bu riskli dönem kilo almadan aşılmak isteniyorsa mutlaka günlük aktivite arttırılmalıdır.

    Ramazanda gün boyu aç kalınacağı için yatmadan aşırı yemek yerine, sahura kalmak çok daha sağlıklı olacaktır. Sahura kalkılmaz ise yaklaşık 12 saat olan açlık süresi ortalama 18 saate çıkmaktadır. Bu durumda kan şekeri günün daha erken saatlerinde düşmekte ve kişinin veriminin azalmasına yol açmaktadır.

    Ramazan süresince beslenme konusunda şu noktalara dikkat etmekte yarar vardır:

  • Sık sık ve azar azar beslenilmelidir (sahur, iftar ve 2 - 3 ara öğün şeklinde).

  • Besinler çok iyi çiğnenmeli, yavaş yenilmelidir.

  • Mutlaka sahura kalkılmalı ve yemek yemek yerine hafif bir kahvaltı tercih edilmelidir.

  • Uzun bir açlık sonrası, iftara mümkünse 1 kase çorba ile başlayarak 5 - 10 dakika kadar yemeğe ara verilmeli, ardından ana yemeklere devam edilmelidir.

  • İftar ile sahur arasında belirli aralıklarla su ve diğer içeceklerden yeterince içilmelidir.

  • Daha hafif ve sağlıklı olması için yiyecekler kızartma ve kavurma yerine; haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır.

  • Oluşabilecek kabızlığı önlemek için, lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebze ve meyveler) tercih edilmelidir.

  • Lokma, tulumba, baklava gibi ağır tatlılar yerine; sütlü, meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Hatta bu tatlıların yapımında - enerji alımını azaltmak adına - yapay tatlandırıcılar tercih edilebilir.

    Oruç tutan kişiler Ramazan ayı sonrasında eski beslenme alışkanlıklarına geri döndüklerinde daha fazla yeme eğiliminde bulunmaktadır. Ramazan ayı süresince özellikle 2. haftadan sonra yavaşlayan metabolizma için, ardından gelen "Şeker Bayramı" yenilen tatlıların yağ olarak depolandığı riskli bir süreç olarak görülmektedir. Benzer ilkelere bayramda da dikkat edilmesi bu süreci daha sağlıklı bir şekilde geçirmeyi sağlayacaktır.

    Aksi taktirde hızla ve tamamen kana karışan, rafine şeker içeren besinlerin tüketimi kan şekerinde ani bir dalgalanmaya neden olur, böylelikle tekrar tatlı yeme isteği doğururlar. Şeker tadından vazgeçemeyen, iştahını baskılayamayan ve formuna önem veren bireyler ve aileleri için çok iyi bir alternatif olan yapay tatlandırıcıların şeker yerine kullanılması daha uygun görülmektedir. Tatlıların yapımında güvenle ve rahatlıkla kullanılabilecek olan bu yapay tatlandırıcıların enerji değeri yok veya göz ardı edilecek kadar düşüktür. Kan şekeri üzerinde de olumsuz etki yaratmamaları nedeniyle saflaştırılmış ve rafine şeker yerine tercih edilmeleri daha sağlıklı olacaktır.

    Ancak önemle vurgulamak gerekir ki diyabet, böbrek hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanların, sürekli ilaç kullananların, büyüme - gelişme çağındaki çocukların, gebe ve emziren kadınların sağlık açısından oruç tutmaları önerilmemektedir.

Konuyla ilgili şifalı bitkiler: Ahlat, Akkuş ağacı, Maydanoz, Çitsarmaşığı, Bakla, Yerelması, Günlük, Kereviz
 
Bu sayfayı yazdır
Bu yazıyı arkadaşına gönder
 
 Konuyla ilgili haberler
Obeziteye ekmekle savaş
İstediğiniz kiloyu bir de 'Hafiflik' le deneyin
En yararsız 5 egzersiz!
Her gün 30 dakika egzersiz...
Bilinçsiz spor kalbi vuruyor
TÜM HABERLER
 
Bu kategorideki diğer yazılardan bazılarını görmek için tıklayınız.
 
Sağlık Kütüphanesi © Copyright 2007 Saglikkutuphanesi.com
EMAİL - DOKTOR EKLE - HASTANE EKLE - ECZANE EKLE
Sağlık Kütüphanesi